27 Eylül 2014 Cumartesi

It's School Time Bitchez!

Yeni öğrenim yılı gelir. Hatta öyle bir gelir ki 1 hafta olur anca yazmaya vakit bulunur. Merhaba hepinize!

Okulum bu pazartesi açıldı. Boş ve sessiz bir ilk hafta sonrası bu hafta artık yoğunluk başlıyor sanırım biraz sıkıntı çekeceğim bu sene ki boyumdan büyük işlere kalkışıp 4 tane alınacak seçmeli dersi "Aman 3. sınıfa fazla ders kalmasın hatta çok az ders kalsın da rahat edeyim" mantığıyla dayadım 2 tane daha fazla ders. Etti bana 6 seçmeli 4 ana ders. Hukuk okuyoruz boru değil bu sene fazla sıkıntı yaratacak gibi bana. Dualara ihtiyacım var.

Onun öncesinde de uzun süre yazamadığımı farkettim ki biliyorsunuz Gaga konserindeydim. Böyle dehşet böyle mükemmel bir konser görmedim. En ön sıradan izleyen yegane kişilerden biri olarak diyebilirim ki hatun tam tvde gördüğünüzün aynısı. Ama çok çok taş. İnsana baseni sevdiren insanlardan ki konser sonrası aynaya bir farklı bakıyorum. kilomla barıştım resmen diyebilirim. -hayır zaten çok kilolu değilim 1.65 boya 57 kilo-

Konseri yorumlayacak olursam eğer Madonna'dan iyi değildi açıkçası fakat gerçekten dünya yıldızı diyorsun. Keşke tam sahne kurulsaydı dedirtti insana. Kalabalık şahaneydi o atmosfer o ışıklandırma o enerji o performans tamamen harika her şey dört dörtlüktü.1 saat 45 dakikaya yakın sahnede kaldı e hatunumuzdan da bir gülümseme yakaladım pankartımı filan okudu. Güzel bir anı olarak kalacak tanışamasak da...

9 Eylül 2014 Salı

Lara Fabian - Intoxicated


yakşamlar sevgili blog ve okuyucularım.
öncelikle takipçim 2 olmuş hojgeldiniz ifinim.

Bu ara çok aseksüel hissediyorum blogcum ne sevişesim ne yiyişesim var birileriyle, ya da duygusal bir arayışta bile olamıyorum. Haydar Dümen'e yazı gönderecek derecede umutsuzum anlayacağın. Neden böyle oldu acaba?

Sanırım önceden aldığım hayalkırıklıkları, boktan durumlar beni etkiliyor. Tipik bir balık burcu olmayı ölesiye isterdim -hani şu twitter infolarına tipik bir akrep, tam bir ikizler kadını yazanlardan- fakat gram balık burcu özelliği gösteriyorsam ne olayım yahu?

Duygusal mıyım? Hayır. Hayalperest miyim? Hayır. Sanatçı ruhlu muyum? Biraz. Yaratıcı mıyım? Hayır. Yani ben yükselene daha çok inanmaya başladım, ikizler yükseleni olan bir genç kadın olarak gerçekten de çok değişken, çok dengesiz, çok kararsızım. Bu halimden tabiiki memnun değili fakat elimde değil.

Bir erkekte beni çeken ne varsa bu duygusal olmamaktan, karşısındakini çok takmamaktan geçiyor resmen. Korumacılık, kıskançlık, aşkım, cicim, böceğim hiç bana göre değil. Hatta ve hatta erkeklere kadınların bu gibi davranışları, bu gibi gözleri sevdiğini aşılayan pısırık kendine yetenemeyen kadınlarımızı da şiddetle kınıyorum gerçekten...

Sonra elin adamı geliyor minişim, topişim yapıyor ee noldu Mrs. Dalloway soğudu. Soğurum tabii arkadaşım. Erkek azcık ağırlığını koruyacak o konuda. Kadın da öyle. Sevgi hem öyle dandirik laflarla değil, davranışlarla belli olur. Yanlış mıyım allasen?

8 Eylül 2014 Pazartesi

Bekle beni LadyGaga

Merhaba Blogcum,
Son 8 gün kalmışken Lady Gaga konserine bugün ben gideyim de bir tshirt yaptırayım kendime dedim. Fakat evden çıkış o çıkış ki anca saat 7de eve girebildim. Bu süre boyunca ise tshirt dışında Lacoste'dan 2 adet toka, Watsons'tan şampuan, oje, eyeliner ve sabun, Pull&Bear'dan bir adet şirin mi şirin tshirt aldım. Fakat en önemli ve tek amaç olan tshirtü ne yazıkki salı gününe aktarmak zorunda kaldım.

Hazır diyetteyken de söylemek gerekirse gerçekten İzmir sıcağında -evet yağmur sadece 1 günlükmüş kar gibi bu da tutmadı hala havalar sıcak hala bir temmuz havası adeta- dolaşmak hiç kolay oluyor. 4 adet arkadaşla 1 günde buluşabilme hala İzmir'in avantajları arasında tabii mutluyum bu açıdan. Cuma'ya kadar herkese ayrı plan yapacağıma "ha gelin şöyle siz de kaynaşmış tanışmış olun ben de 4ünüzü birden bir aradan çıkarayım" dedim bizim çocuklara. Onlar da kırmadı tabii. Herkesin canına comcom.

Bu 8 eylül günü de böylecene bitmiş oldu hatta şuan 9.09 saatler 01:44'ü gösterirken  sana yazmaktayım bu yazıyı.

Yarın tshirtle geleceğim buralara inşallah sergileyeceğim burda tasarımım olan tshirtü.

Fakat eğer bir okuyucum varsa -ki yok gördüğüm kadarıyla-, o zaman şöyle diyelim hani olur ya sayfama tesadüfen giren olursa yarına kadar Gaga konseri için yazabileceğim bir kaç yabancı dilde -ya da Türkçe söyleyin ben çeviririm İngilizceye- şöyle dokunaklı esprikli slogan fikriniz varsa alırım bir dal.

Öperim.
Night night!

7 Eylül 2014 Pazar

Sin City: A Dame to Kill For


 
 
Dün gittiğim bu saçma bağlantısız filmi sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum.
Ki gitmeyesiniz...

BIRAZ SPOILER;

3 ayrı kişinin 3 ayrı öyküsü ve tek bağlantıları ise intikam alacakları kişiyi öldürmek amaçlı yardım aldıkları adam... İlk yarı olaylar düğümlenmiyor ki çözülsün. Hatta insan diyor ki "acaba ben mi anlayamadım bu kimin amcaoğlu yahu?"

BURADAN SONRASINI OKUYABILIRSINIZ;

Jessica Alba ablamızı çok ateşli ve seksi gördüğümüz bir film. Kırmızı rujunu siyah beyaz çekilen filmde dahi farkediyor insan. Esmer teni de beğenmem ama yakışanı da varmış dedirtiyor adeta.

İlk filmini izlemedim ama Bruce Willis var laflarına inanmayın. Yönetmen Frank Miller resmen kankasına telefon açmış da "Kanka, Bruce geliver de şu filmde iki görünüver pek tutmıcak gibi oldu istediğin kadar da para veririm sana" demiş de 2-3 sahneye sıkıştırmışlar adamı. Ha bir de 1 dakika bile sürmeyen Lady Gaga sahnesi var ki... Hatunun adını bile yazmamışlar film başlarken.

Tipik sinemaya gelen dandirikten yaz filmi olmuş anlayacağınız.
Hadi hoş bir göz banyosu istiyorsanız Eva Green diğer filmlerinde de olduğu gibi çıplak görüntüleriyle renk katıyor.

Ana fikir de tam olarak Kadınlar o kadar sinsi ve şeytandır ki erkekleri bir öpücük, iki tahrikle ellerinde tutar döndürür delirtir dediklerini yaptırır ve bir kenara atıverirler. Anlaşılan film yazarımızın kadınlarla bilinçaltında ciddi problemleri olmuş.

TAVSIYE ETMIYORUM kısaca..

10 üzerinde 5 bile alamaz benim için fakat IMDB kullanıcıları oyunculardan ya da ilk filmin hatrına 7,5'u yapıştırmışlar.

İzmir'de Yağmur


 
 

Juliana Theory - Everything

Çok sevdiğim bir şarkıdır. Tam lise yıllarmı hatırlatıyor bana. Asi rocker genç kız zamanlarım. Her şeye alınmalar, her şeye ters cevap vermelerin "normal" karşılandığı, özgür zamanlar.

Şimdi yaş 19 olunca biraz daha usturuplu oluyorsun, ergenlikten artık çıkman bekleniyor filan. Hele 20li yaşlara martta geçtiğim zaman artık saçma davranışlar tamamen terbiyesizlik halini alıcak kimse içimdeki çocuğa, ergenliğe vermeyecek bu hareketleri. Bazen duvarlarla çevrili hissettiğim oluyor ne istediğimi yapıyor ne istediğimi söylüyorum. Evet hayır demeyi beceremiyorum.

Neden böyle hissediyorum ki?
Pazar günlüğünün verdiği o boktan his mi?
Müziğin hüzünlü havası mı?
Aşık olduğuma kendimi açamamam mı?
Korkularım mı?


Her neyse... Galiba sadece eylül ayının ilk yağmurunu görmenin burukluğu vardır içimde.
Klasik bir giriş olsun istemiyorum. Bu yüzden hepiniz beni tanıyormuşsunuz gibi başlamak istiyorum merhaba! 

Eski bloggerlardan kim kaldı şeklinde bir giriş yapardım fakat kendime boş, beyaz bir sayfa açtığım için önceki blogumla beni tanıyanlar bile şuan farklı bir kişiyi okuyor hissine kapılacaktır. 

Hakkımda bilmeniz gerekenler 19 yaşında olduğum ve İzmirli olduğum. Zamanla karakterimle ve yaşadıklarımla da bana katılacaksınız biliyorum. 

Gizliliğe önem veriyorum çünkü eski blogumda farkedilmişve yazdıklarımın hesabını vermek durumunda kalmıştım. Özgürce düşüncelerimi açacağım yer olacaksın benim blog!
Ve tabii belki bunda bana eşlik edersin sevgili okuyucu